Ana içeriğe atla

TEVDİ MAHALLİNİN BELİRLENMESİ


 


TEVDİ MAHALLİNİN BELİRLENMESİ 


Türk Borçlar Hukuku'nda Alacaklının Temerrüde Düşmesi konusunda karşımıza çıkan Tevdi Mahallinin Belirlenmesi Türk Borçlar Kanunu'nun 10. maddesinde hüküm altına alınmıştır. 


Söz konusu madde metni aynen aşağıdaki gibidir. 

II. Hükümleri 

1. Bir şeyin teslimine ilişkin edimlerde 

a. Tevdi hakkı 

MADDE 107- Alacaklının temerrüde düşmesi durumunda borçlu, hasar ve giderleri alacaklıya ait olmak üzere, teslim edeceği şeyi tevdi ederek borcundan kurtulabilir. Tevdi yerini, ifa yerindeki hâkim belirler. Bununla birlikte ticari mallar, hâkim kararı olmadan da bir ardiyeye tevdi edilebilir. 

Bu kavramı anlatabilmek için öncelikle ALACAKLININ TEMERRÜDÜ kavramını açıklamak gerekecektir. Bu nedenle öncelikle alacaklının temerrüdü nedir ve hangi durumlar temerrüd olarak sayılır ? 

ALACAKLININ TEMERRÜDÜ  Türk Borçlar Kanunu'nun 106. maddesinde hüküm altına alınmış olup, madde metni aynen aşağıdaki gibidir. 

E. Alacaklının temerrüdü 

I. Koşulları 

MADDE 106- Yapma veya verme edimi gereği gibi kendisine önerilen alacaklı, haklı bir sebep olmaksızın onu kabulden veya borçlunun borcunu ifa edebilmesi için kendisi tarafından yapılması gereken hazırlık fiillerini yapmaktan kaçınırsa, temerrüde düşmüş olur. Alacaklı, müteselsil borçlulardan birine karşı temerrüde düşerse, diğerlerine karşı da temerrüde düşmüş olur. 

Söz konusu madde metninde alacaklının temerrüde düşmesi için, alacaklının ifayı kabul etmemesinin haklı bir nedene dayanmıyor olması gerekmektedir. Eş deyişle, alacaklı temerrüdünün oluşması için aranan şart, alacaklının bu ödemeyi kabulden kaçınmasını haklı kılan bir neden bulunmamasıdır. 

Burada alacaklının kısmi ifayı kabul etmemesinin temerrüt oluşturup oluşturmayacağının da tartışılması elzemdir. Söz konusu durum Türk Borçlar Kanunu'nun 84. maddesi ile hüküm altına alınmıştır. 


1. Kısmen ifa 

MADDE 84- Borcun tamamı belli ve muaccel ise, alacaklı kısmen ifayı reddedebilir. Alacaklı kısmen ifayı kabul ederse borçlu, borcun kendisi tarafından ikrar olunan kısmını ifadan kaçınamaz. 


Madde hükmüne göre, alacaklı kısmi ifayı kabul etmeyebilir. Bu durum alacaklının temerrüdünü oluşturmamaktadır. Ancak burada önemli olan husus, alacak miktarının taraflar arasında uyuşmazlık oluşturmamasıdır. Borcun muacceliyeti ve borç tutarı taraflar arasında uyuşmazlık yaratmıyorsa bu madde hükmü kullanılabilir. Eğer borçlu, alacaklının temerrüde düşmesi sonucunda borcunu ödeyemiyorsa,  tevdi mahallinin belirlenmesi ile borçlu borcundan kurtulabilir. 

Borçlu borcunu ödemek istemesine rağmen, alacaklının kabul etmemesi, alacaklının kimliğinin tespit edilememesi, alacaklıya ulaşılamaması gibi nedenlerle borcunu ödeyemiyorsa; bu durumda mahkemeden tevdi mahallinin belirlenmesini talep etmelidir. 


Uygulamada en çok KİRA ALACAKLARI için tevdi mahallinin belirlenmesi istenilmekle beraber diğer hususlarda da aynı şekilde bu hüküm kullanılabilir. 

Örneğin, kiracısı bulunduğunuz taşınmazın malikinin ÖLMESİ halinde mirasçıların tarafınızdan bilinmesi / bulunması mümkün olmayabilir. Bu durumda kira ilişkisi devam ettiğinden kira borcunun da aylık olarak ödenmesi gerekmektedir. Bu durumda mahkemeden tevdi mahallinin belirlenmesi talep edilebilir. 

Yine, ev sahibinin kira bedelini kabul etmemesi ve kiracıya hesap numarası vermemesi halinde de kiracı bu maddeye dayanarak tevdi mahalli talep edebilir. 

Tevdi mahallinin belirlenmesi, son 2 yıla kadar DEĞİŞİK İŞ dosyası üzerinden yapılmakla birlikte, son yıllarda DAVA ESAS DOSYASI üzerinden yürütülmektedir. Yetkili mahkeme de SÖZLEŞMENİN İFA EDİLECEĞİ yer olmakla birlikte PARA ALACAKLARI için alacaklının ikametgahındaki mahkemeler yetkili kılınmıştır. 


Tevdi mahalli belirlenmesi talep edilmez ise ne olur? 


Özellikle kira borcu gibi, her ay muacceliyet kesbeden alacaklar için borçlunun başka türlü bu borçtan kurtulması mümkün olmayacaktır. Yine söz konusu borca ilişkin borçlu FAİZ ödemek zorunda kalacaktır. Bu nedenle söz konusu madde ile borçlu zamanında borçtan kurtulacak ve gereksiz masraflardan tasarruf etmiş olacaktır.   

                                                                                            Av. Sedef KILIÇ AKARSU 





Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

KESİNLEŞMEDEN İCRAYA KONULAMAYACAK KARARLAR

KESİNLEŞMEDEN İCRAYA KONULAMAYACAK KARARLAR NELERDİR? Mahkeme ilamlarında yer alan kararların uygulanabilir hale getirilebilmesi için kararların icra edilmesi gerekmektedir. Bu husus; hem alacak hem de eda hükümleri için geçerlidir.  Asıl olan mahkeme ilamı ile birlikte kararların uygulanabilir hale gelmesidir. Mahkeme ilamı ile birlikte ilamda bahsi geçen hükümlerin icrası talep edilebilir.  Ancak bu asıl kuralın da istisnaları mevcut olup, icraya konulmadan evvel kararların icrasının yapılıp yapılamayacağı hususu değerlendirilmelidir.  Mahkeme ilamları; eğer henüz kesinleşmedi ise ilamda bahsi geçen hükmün ne olduğuna bakmak gerekir.  Kesinleşmeden icra edilemeyecek kararlar ( istisnalar):  HMK 'da bu kararlar aşağıdaki gibi sayılmıştır.  Kişiler hukuku, aile hukuku ve taşınmaz mal ile ilgili ayni haklara ilişkin kararlar kesinleşmedikçe yerine getirilemez. Kişiler hukuku deyiminden; kişisel haklar ve bu haklara bağlı diğer ...

İLAMSIZ TAKİPTE VEKİLE TEBLİGAT ÇIKARILMASI

                         İlamlı icrada vekile tebligat yapılması gerektiği aşikar olup, herhangi bir ilama dayanmayan takiplerde/ ilamsız takiplerde de asile tebligat çıkarılması elzemdir. Bu hususa ilişkin yerel mahkeme kararını sunmaktayız.       TÜRK MİLLETİ ADINA                       T.C.             A N K A R A 10. İCRA MAHKEMESİ                                                                     ...

İşçi Alacaklarının İcrası- Net/Brüt Ayrımı

                  İş davaları neticesinde hükmedilen işçilik alacakları brüt yahut net olarak hesap edilmektedir.  Bu hususta hukuken bir sınırlandırma söz konusu olmayıp, davacının talebi ile mahkeme net ya da brüt olarak alacağa hükmeder.  Ancak, mahkemenin vermiş olduğu kararın icrasında bir sınırlama getirilmiştir. İşçi alacaklarına ilişkin hüküm (net - brüt) hangi şekilde verilmiş olursa olsun net üzerinden icraya konulmaktadır. Mahkeme hükmü terditli olarak tesis edilmediğinden alacağın brütten nete çevrilerek icra takibine girişilmesi önem taşır.  Aksi halde borçlu vekilince icra mahkemesine açılan şikayet davasında takibin iptali/düzeltilmesi söz konusu olacaktır. Bu dava tahsili geciktirdiği gibi; yargılama gideri ve vekalet ücreti gibi ekstra giderlerin yapılmasına neden olacaktır.                         T.C.     ...